24 Ekim 2008 Cuma

HAYATI ISKALAMA LÜKSÜN YOK SENİN


Bir aşk için yapabileceğin her şeyi yaptığına inanıyorsan ve buna rağmen hala yalnızsan, için rahat olsun. Giden zaten gitmeyi kafasına koymuştur ve yaptıkların onun dudağında hafif bir gülümseme yaratmaktan başka hiçbir işe yaramayacaktır. Sen kendini paralarken o her zaman bahaneler bulmaya hazırdır.Hani ağzınla kuş tutsan "Bu kuşun kanadı neden beyaz değil?" diye bir soruyla bile karsılaşabilirsin. İki ucu keskin bıçaktır bu işin...Yaptıklarınla değil yapmadıklarınla yargılanırsın her zaman...
Bu mahkemede hafifletici sebepler yoktur. İyi halin cezanda indirim sağlamaz. Sen, "Ama senin için şunu yaptım" derken o, "şunu yapmadın" diye cevap verecektir ve ne söylesen karşılığında mutlaka başka bir iddiayla karşılaşacaksındır. Üzülme, sen aşkı yaşanması gerektiği gibi yaşadın.Özledin, içtin, ağladın, güldün, şarkılar söyledin, düşündün, şiirler yazdın. "Peki o ne yaptı" deme. Herkes kendinden sorumludur aşkta. Sen aşkını doya doya yaşarken o kendine engeller koyuyorsa bu onun sorunu. Bir insan eksik yaşıyorsa, ve bu eksikliği bildiği halde tamamlamak İçin uğraşmıyorsa sen ne yapabilirsin ki onun için?
Hayatı ıskalama lüksün yok senin. Onun varsa, bırak o lüksü sonuna kadar yaşasın. Her zaman ki gibi yaşayacaksın sen. "Acılara tutunarak" yaşamayı öğreneli çok oldu. Hem ne olmuş yani, yalnızlık o kadar da kötü bir şey değil. Sen mutluluğu hiçbir zaman bir tek kişiye bağlamadın ki.... Epeydir eline almadığın kitaplar seni bekliyor. Kitap okurken de mutlu oluyorsun unuttun mu? Kentin hiç görmediğin sokaklarında gezip yeni yaşamlara tanık olmak da keyif verecek sana... Yine içeceksin rakını balığın yanında. Üstelik dilediğin kadar sarhoş olma özgürlüğü de cabası... Sen yüreğinin sesini dinleyenlerdensin ve biliyorsun asıl olan yürektir. "Yürek sesi ne?" bilmeyenler, ya da bilip de duymayanlar acıtsa da içini unutma; yasadığın sürece o yürek var olacak seninle birlikte. Sen yeter ki koru yüreğini ve yüreğinde taşıdığın sevda duygusunu... Elbet bitecek güneşe hasret günler. Ve o zaman kutuplarda yetişen cılız ve minik bitkiler değil, güneşin çiçekleri dolduracak yüreğini...



Teşekkür ederim NAZIM HİKMET...

22 Ekim 2008 Çarşamba

çok olmadı daha bir haftanın yarısı kadar,
kokladığım seni..
tenini tenime son karıştırdığım..
hatta son sevişimdi seni belki,
kaçarcasına gittiğin anki bakışım gözlerine.
belkide son gelişinden önceki ilkti.
yinede uzun oldu..
ve hala son gelene kadar yeni bir ilk.
bekleyiş..
bekleyiş..
bekle..
kapalı bir telefon
ve beyazlığını bozan birkaç kelime dışında ekranın,

elimde sanki,elinde sakladığım son parçasıda sevdamın.
o eski üç harfli kelimenin yasaklandığı sanki,
ve dillere pranga vurulmuşcasına..
sürgünde sanki kovulmuşcasına.
eline mahkum,elimde gardiyan,
duvarlara cizik atarcasına.
1 ay olacak neredeyse,
hafta son bulurken.
ve askerden kalma bir cümle dilimde..
beklenen gün gelecekse,
çekilen çile kutsaldır!
diye devam eden..

Özgün Memed Turan
falımda 8 çıktı..
falımda B çıktı..

ne de çok benzer ikiside..
B'de 8'de...


elde var bir..
elde var iki..
elde var üç..

derken..

A dan B'ye giden en kısa yol düz bir çizgidir oysaki..
7'den 8'e...

geceden gündüze..
yine..


Özgün Memed Turan

bir varmış,bir yokmuş..
bir varmıymış,bir yokmuymuş?



Özgün Memed Turan


21 Ekim 2008 Salı

sanırım bir süre...
aradığımız kişiye ulaşılamıyor..

:)

20 Ekim 2008 Pazartesi

telefon çaldı..
zil çaldı..
müjde geldi..
müjde gitti..
bir tebessüm kaldı..
birde sıcaklık..
bir parfüm..
bir heyecan..
şimdi başlangıç..
şimdi bekleyiş..
çalsın diye yeniden..


Özgün Memed Turan

19 Ekim 2008 Pazar


Fırtınanın aksine yürürken yalnızlığımı paylaştığım,kendimden,yaşamımdam,anılarımdan cıkıp gelen ve bana varla yok arasındaki davamda avukatlık yapan,notaların eşliğinde,sözcüm olan en değerli birkaç..
ve benim şarkı şiirim:


  • Yetişir ağır ağır çocuklarda kendini tanır.sonra hemen unutur. Olmalı..!! Eğer ipler senin elindeyse hemen çek göster.
  • Yaşının insanı olsan,beni inan şaşırtabilirsin.Ama yerinde sayacaksan umursamayabilirsin.
  • Kendimi arıyorken,olmaktan korktuğum yerdeyim,sendeyim.Alev Alev yandığım doğru.
  • Kabul olurmu sevgi hiç emek vermeyince? Git biraz düşün bak ne haldeyim güvenince.
  • Sarar yine yalnızlık seni.Onca dostun,sevgilin sen yine seninlesin.
  • Sessiz hayalini her düşündüğümde,sessizce içimde yıldızlar kayarken.Kırık kalbimde kırık sözcükler.
  • Seni düşünürken içtiğim sigarayı,korkarım ben söndürmeye.Sürsün bu ölüm ağır ağır.Gözlerinde boğulmak iyi....Ağlamıyorum!
  • Rüyalar,rüyalar ah bu rüyalar.Geceler bitmez sensiz rüyalar.Aklımı çeler,koynuma girer.Kokunla yandığım bitmez rüyalar.
  • Her telefon çaldığında karşındaki yine bir başkasıysa,ağlamak beklemekten çok kolay.Bir parça bile umut kalmadıysa.
  • Sana ne kadar lafım vardı,birçoğu yarım kaldı.Seviyorum onları,senden geri kalanlardı.
  • Üvey zemheri gözler üvey.Yer gök dört duvarsa ağır ağır.Düşmedim daha!




  1. Olmalı - Mete Özgencil
  2. Kukla - Can
  3. Alev Alev - Feridun Düzağaç
  4. Mağlubuz - Mustafa Sandal
  5. Sarar Yine - Barış
  6. Yarım Kalan Hayaller Yaşındayız - Nem
  7. Ağlamıyorum - Feridun Düzağaç
  8. Rüyalar - Ercüment Vural
  9. Dört - Gripin
  10. Sana ne kadar - İzel
  11. Düşmedim Daha - Umay Umay
(parçaları bilgisayarınıza indirmek için şarkı isimlerine tıklayınız.)

18 Ekim 2008 Cumartesi

Halbuki ben sana,
Ay ışığından ninniler hazırlamıştım....


Haluk Feyzioğlu



kendimi ifade edememenin huzursuzluğunda tanıştım,
kelimelerle boğuşurken ve çocuk denecek yaşta.
şimdi yeniden ve en içten,
anıyorum en anlamlı anılarıma eklerken.

O.M.T

rahmet ve saygıyla anıyorum sizi H.Feyzioğlu.
.