MAVİ GÖMLEK
gözlerimin altı çökmüş az önce farkettim aynadaki bana baktığımda,
yavaşça çıkardım gömleğimi üstümden.o mavi gömlegi...
suyun akışında nameler vardı sanki hatıralar akar,
kapadım gözlerimi,ıslak saçlarım yüzümü örterken karanlık çöktü.
düşüncelerim düşlerime karışırken akıp gitti bedenimden,
sadece bakabildim ağır ağır giderden giderken.
bornozum üstümde tüylerim ürperirken,
soğuyan havayı çektim içime,kokunu çektiğimi düşünürcesine.
kapadım gözlerimi,dudaklarımda buhar,gözlerimde buğular,
anımsadım birden çıkardığım gömlekti aşk,tutup bir kenara atılmış.
gözlerimin altı çökmüş az önce farkettim aynadaki bana baktığımda,
yaşlanmışım bilmeden şimdi önümde arifesi var.
çarşafım buruşuk hala,dünden kalma,o günden.
kafamı koyduğum an yastığıma,yalnızlığım hatırlatan sızı,
özledim aslında itiraf edemesemde ve hatta yediremesemde.
koyun saymak yerine isim sayıklamak gibi uyku gelene kadar,
kendime sakladığım son damlalar kururken üzerimde.
sıkı sıkı yumdum gözlerimi ve de uyanmak istemezcesine daldım,
şimdilerde filmlerde dökülen gözyaşlarını üstüme alırcasına.
tam uykuyla gitgeller olurken kapı çaldı,
gelen postacıdan başkası değildi,yokluk haberleri getiren.
birde elinde birkaç fatura aşkın dönem borcunu gösteren.
gelsin hayat bildiği gibi!vurgunlarıyla,
en derinini görüp geçirmişken ben acıların,
dudaklarımdaki küstah gülümsemeye yenik nasılsa daha gelirken.
gözlerimin altı çökmüş az önce farkettim aynadaki bana baktığımda,
yarını düşündüm.."doğduğum gün,öldüğüm gün.bugün benim doğumgünüm!"
sızladı göğsüm birkac zaman önce yalnız gecelerden birinde başladığı gibi,
sıktım dişlerimi,yumruklarım acıdı,dizlerimde bu sefer başka bir güç.
nefretimle hasretim karışmış,meydan savaşında kayıp sayısı çıkarmakta güç.
dimdik ayaktaydım işte kimse farketmeden kendi savaşımın kumandanı."ben!"
vazgeçip,ısınan suyun buharında anımsadım aşkı,
sabahın en köründe birer sigara eşliğinde içilen kahve tadında.
gülümsedim istemeden,güzel günlerin hatrına,
özlemişim aslında itiraf etsemde engeli nefretimin tellerinde takılı kalmış,
içerken son çayımı,adımlarımı atıp geri geri giderken,
içime çektim dumanında kokusunu,hasret gibi geldi.
saçlarım yüzümü okşarken,anladım aslında kaybedilen savaş değil,
hayatın ve hayatımın en olmaz ama en güzel anlarıydı.
birden telefonumu aradı ellerim,sonra hemen vazgeçtim.
birde akabinde bir siktir çektim kendi kendime.
gözlerimin altı çökmüş aklıma geldide,
döndüm arkamı bildiğim yere,
bulutlu,gri kasvetli günlerden nefret ettiğim gerçeği,
aslında saat 11 de derse yetişme acelesinde geçmişti.
doğduğum gün,öldüğüm gün..gözlerimi kapadım....
ve kendimi buldum mavi gömleğin düğmelerini iliklerken.
Özgün Memed Turan
29 Kasım 2008 Cumartesi
20 Kasım 2008 Perşembe
bir varmış,bir yokmuş...
aslında hep yokmuş,hiç yokmuş...
aşkı anlatır aşktan bahseder diller,bedenler paylaşım sanısında iki kere sevişip,üç kere öpüşürken.
peki ya ruh?kendini paylaşamazken,bir gramını veremezken 21 gramının..sen-ben derken geçiyorsa herşey ve farkındalık varken bir ayrılık?
iki varmış,üç yokmuş..
elde var yine yok,yine yokluk...
geriye giden adımlar atılırken,gözler neyin peşinde?neyin peşinden gidecek ki kalpler?o geriden gelenlermi karıştırmalı akılları yoksa ilerideki olasılıklara dalınmalımı?saçmalığın başladığı an işte!
geçtikten sonra herşey ve acıtan bir ayrılık?
sonunda elde var sıfır..
ölüm gibi doğum..bir geri sayım.
ve bunu bilerek,göz göre göre lades olmak ne için?sordum.cevap yok.soruyorum.cevap yok.
vazmı geçmeli herkes gibi?yoksa durup donkişotculuğa devam mı etmeli?deli gibi...
Özgün M.Turan
aslında hep yokmuş,hiç yokmuş...
aşkı anlatır aşktan bahseder diller,bedenler paylaşım sanısında iki kere sevişip,üç kere öpüşürken.
peki ya ruh?kendini paylaşamazken,bir gramını veremezken 21 gramının..sen-ben derken geçiyorsa herşey ve farkındalık varken bir ayrılık?
iki varmış,üç yokmuş..
elde var yine yok,yine yokluk...
geriye giden adımlar atılırken,gözler neyin peşinde?neyin peşinden gidecek ki kalpler?o geriden gelenlermi karıştırmalı akılları yoksa ilerideki olasılıklara dalınmalımı?saçmalığın başladığı an işte!
geçtikten sonra herşey ve acıtan bir ayrılık?
sonunda elde var sıfır..
ölüm gibi doğum..bir geri sayım.
ve bunu bilerek,göz göre göre lades olmak ne için?sordum.cevap yok.soruyorum.cevap yok.
vazmı geçmeli herkes gibi?yoksa durup donkişotculuğa devam mı etmeli?deli gibi...
Özgün M.Turan
sordu!
zordu..
sonra düşünceler,dalgalar ve sis çöktü..
görünmez ve o bilinmez yolculukta..
gemi var kaptan var rüzgar var,
ama pusulası şaşmış..
sonra..
sordum!
zordun..
savaştım,yaralandım,ölmedim,kurtuldum...
çığlıklar kulaklarımda,feryatlar figan..
kan var,acı var,nefret var,aşk var..
ama sözü yalandan ibaret..
özü ise?
sordu!
zordu..
şimdi gördüm karayı,
rüzgar duruldu,yelkenler fora.
toprak kızıla boyanmış kanla,
birşeyler kalmış geride sanki,
kapadım gözlerimi..
sordum....
Özgün M.Turan
zordu..
sonra düşünceler,dalgalar ve sis çöktü..
görünmez ve o bilinmez yolculukta..
gemi var kaptan var rüzgar var,
ama pusulası şaşmış..
sonra..
sordum!
zordun..
savaştım,yaralandım,ölmedim,kurtuldum...
çığlıklar kulaklarımda,feryatlar figan..
kan var,acı var,nefret var,aşk var..
ama sözü yalandan ibaret..
özü ise?
sordu!
zordu..
şimdi gördüm karayı,
rüzgar duruldu,yelkenler fora.
toprak kızıla boyanmış kanla,
birşeyler kalmış geride sanki,
kapadım gözlerimi..
sordum....
Özgün M.Turan
13 Kasım 2008 Perşembe
İYİ UYKULAR
aniden uyandın korkuyla titreyerek,
uyandığın yer hep uyandığın yer değildi.
sana sarılan kollar farklı,
seni saran kokusu farklı,
sana bakışları farklıydı...
aniden uyandın yeniden titreyerek,
anladığın korkusu ve yitirilmişlikti,
dilinde son öpüşün acı tadıyla.
sana sarılanın rüyası,
seni saran kokunun farkı,
ve sana bakan o gözlerin parıltısı
olmadan bu sefer,
uyandın korkuyla titreyerek,
uyandığın yer?
iyi uykular!
Özgün Memed Turan
aniden uyandın korkuyla titreyerek,
uyandığın yer hep uyandığın yer değildi.
sana sarılan kollar farklı,
seni saran kokusu farklı,
sana bakışları farklıydı...
aniden uyandın yeniden titreyerek,
anladığın korkusu ve yitirilmişlikti,
dilinde son öpüşün acı tadıyla.
sana sarılanın rüyası,
seni saran kokunun farkı,
ve sana bakan o gözlerin parıltısı
olmadan bu sefer,
uyandın korkuyla titreyerek,
uyandığın yer?
iyi uykular!
Özgün Memed Turan
12 Kasım 2008 Çarşamba
"BEN!"
"BEN"
diye haykırdı..
zaten "o" idi hep.
asla aynadaki aksi dışında,
başka bir ruha,
başka bir bedene katlanamazdı.
gözlerine bakıp bakıp,
akardı kendine.
"ben"liğinde kaybolmuşluğunun
ve yitirilmişliğini göremeden.
sordum:
olduğun yer parlak mı?
rahat mı?
mutlu mu?
ama elbette parlaktı,
elbette rahattı
ve elbette mutluydu..
umarsızdı,
tekildi,
-di li geçmiş zamanında yaşardı.
o kadar "BEN" diki "O"
veripte tutmadığı sözler gibi,
yalanlara mahkum
ve karanlığa müebbet olmuşluğunu bile görmezden gelirdi.
o kadar "BEN" diki..
bir başkası mutlu olacak diye,
bir başkası birazcık huzur bulacak diye,
BENNN mi mutsuz olayım?
BENNN mi huzursuz olayım?
demekten bile çekinmez,
hatta fütursuzca umarsızlık kaosunda,
yazık olurdu "o"...
bir kerecik olsa bile asla "BİZ" olamadı..
o engin büyük "BEN" kudretinden,
gücünden,herşeyin üstünden bakan,
şeytan gözlerinden kurtulup,
"İNSAN" olamadı..
paylaşamadı ruhunun bir gramını bile,
tüm cimriliğiyle aşkı bile esirgedi.
önce benden sonra kendinden.
o büyük "BEN"liğinden...
bir adımı çok görüp,
sonra koşardı anlamsızca,
koştuğu yeri bilmeden,
hatta bilmek bile istemeden.
yakıp yıktıktan sonra düşünür,
hatta düşünmeden,
yeni sömürgeler arardı kendine..
"BEN"liğine!
dökülen yaşlar,
kanayan yaralar,
ve kırılan bir diğer"ben" ve "o"
umurunda olmazdı "O"nun..
çünkü sadece bir "BEN" di "O".
egosunun kölesi,
sevgisizliği yol bilmiş,
saygısızlık elinde kutsal kitap.
düşmüşe tekme atacak kadar da alçak!
birde utanmadan SEVGİ gibi,
bembeyaz güzellikleri oyuncak etmiş,
dilinde tekerleme,ağzında çiklet olmuş.
sırıta sırıta balon yapıp,
seni seviyorum der..
ve bir inanış sanki,
hatta aldanış,
bir bitişin başlangıç öyküsünde giriş yazısı misali.
sonsözü olmayan,
bırak onu bitmeye cüretsiz ve korkak!
ve nihayetinde "ben" eğiliyorum karşınızda
ve yüce "BEN"liğinizin huzurunda ekselansları..
Özgün Memed Turan
bir "yazık"lık hikayesinin girişidir bu....
"BEN"
diye haykırdı..
zaten "o" idi hep.
asla aynadaki aksi dışında,
başka bir ruha,
başka bir bedene katlanamazdı.
gözlerine bakıp bakıp,
akardı kendine.
"ben"liğinde kaybolmuşluğunun
ve yitirilmişliğini göremeden.
sordum:
olduğun yer parlak mı?
rahat mı?
mutlu mu?
ama elbette parlaktı,
elbette rahattı
ve elbette mutluydu..
umarsızdı,
tekildi,
-di li geçmiş zamanında yaşardı.
o kadar "BEN" diki "O"
veripte tutmadığı sözler gibi,
yalanlara mahkum
ve karanlığa müebbet olmuşluğunu bile görmezden gelirdi.
o kadar "BEN" diki..
bir başkası mutlu olacak diye,
bir başkası birazcık huzur bulacak diye,
BENNN mi mutsuz olayım?
BENNN mi huzursuz olayım?
demekten bile çekinmez,
hatta fütursuzca umarsızlık kaosunda,
yazık olurdu "o"...
bir kerecik olsa bile asla "BİZ" olamadı..
o engin büyük "BEN" kudretinden,
gücünden,herşeyin üstünden bakan,
şeytan gözlerinden kurtulup,
"İNSAN" olamadı..
paylaşamadı ruhunun bir gramını bile,
tüm cimriliğiyle aşkı bile esirgedi.
önce benden sonra kendinden.
o büyük "BEN"liğinden...
bir adımı çok görüp,
sonra koşardı anlamsızca,
koştuğu yeri bilmeden,
hatta bilmek bile istemeden.
yakıp yıktıktan sonra düşünür,
hatta düşünmeden,
yeni sömürgeler arardı kendine..
"BEN"liğine!
dökülen yaşlar,
kanayan yaralar,
ve kırılan bir diğer"ben" ve "o"
umurunda olmazdı "O"nun..
çünkü sadece bir "BEN" di "O".
egosunun kölesi,
sevgisizliği yol bilmiş,
saygısızlık elinde kutsal kitap.
düşmüşe tekme atacak kadar da alçak!
birde utanmadan SEVGİ gibi,
bembeyaz güzellikleri oyuncak etmiş,
dilinde tekerleme,ağzında çiklet olmuş.
sırıta sırıta balon yapıp,
seni seviyorum der..
ve bir inanış sanki,
hatta aldanış,
bir bitişin başlangıç öyküsünde giriş yazısı misali.
sonsözü olmayan,
bırak onu bitmeye cüretsiz ve korkak!
ve nihayetinde "ben" eğiliyorum karşınızda
ve yüce "BEN"liğinizin huzurunda ekselansları..
Özgün Memed Turan
bir "yazık"lık hikayesinin girişidir bu....
Oyuncak Olmuş Sevgi!
oyuncak olmuş sevgi.
dile düşmüş dedikodu misali.
nede kolaylaşmış ben yaşamayalı,
bıraktığım yerden beri bu hayatı.
keşkeler dedirtir bana
sırtını dönmüş sevdamın küskünlüğünde
yalnızlığım kadar gerçek olsaydı keşke
gibi..
ve acıtmasaydı massallardan gerçekliğe uyanan çocuk gibi canımı.
oyuncak olmuş sevgi.
mesaj mesaj tüketilen kontörler gibi
kolay yazılıp silinir olmuş elinde.
bıraktığım yerden beri yaşamayı.
keşkeler dedirtir bana
günler oncesinden boğazıma takılıp kalmış
ifadesizleşen özlem yalanlarında.
ve..
düşünceler çıkmaza girdiğinde
pembeden koyuya giden hayallerle
nedenini bilmediğim bir borcu ödemek zorunda
kadere.
oyuncak olmuş sevgi.
dile düşmüş yere düşer gibi
düşünülmemişte acıtırmı acaba diye.
verilen sözlere sığınıp kaçma çabasından
ve göz göre göre yabancılaşan
acıta acıta hiç umursamadan beni.
halbuki çokta değil bir ayın yarısı kadar olmadı
kokunu içime çekeli
tenini tenime deydireli.
şimdi sorarım şarkılar misali
kelimeler gıyabında tek tek.
oyuncak olmuş sevgi.
kararsız kalmış öss tercihi gibi
papatyadan yaprak kopara kopara
acıta acıta fallara sığınıp
üçe beşe,birkaç saatlik
yasaklı sessizliğe gebe.
ve heleki pişmanlık çelişkisinde
yanlışlarının tek doğruyu götürdüğü
uyanılamayan uykularda.
oyuncak olmuş sevgi.
ben son sevdiğimden beri.
cevapsız kalan mesajlar misali
umarsız olmuş.
sessizlikten sessizliğe fark yaratan gecelerde.
dünden bügüne değişen tek bir bedende
kırdığının camdan hatta candan olduğunu
görmek,hatta bilmek bile istemezcesine.
oyuncak olmuş sevgi.
sözde sözler söyleyen dudaklarda.
maskeler takıpta yalanlar söyleyenden farksız,
onlardan biri olma yolunda ona.
ve aksine bir bakışa can verecek bu bedene.
hatta inadına haykırmak istercesine
seni seviyorum diye.
onca şeyden geçmiş bu kalbimle
şimdi..
kolumda saatim,tarihi 1 gün daha atarken
tek dilek fısıldarken kendi kendime
yine hüzün veren klarnet,bir hayal
ve o üç harfi bekleyen kendimle...
oyuncak olmuş sevgi.
senin menekşe gözlerinde!
Özgün Memed Turan
"miyadı geçmişte olsa bu satırların burada yeri var yinede"
dile düşmüş dedikodu misali.
nede kolaylaşmış ben yaşamayalı,
bıraktığım yerden beri bu hayatı.
keşkeler dedirtir bana
sırtını dönmüş sevdamın küskünlüğünde
yalnızlığım kadar gerçek olsaydı keşke
gibi..
ve acıtmasaydı massallardan gerçekliğe uyanan çocuk gibi canımı.
oyuncak olmuş sevgi.
mesaj mesaj tüketilen kontörler gibi
kolay yazılıp silinir olmuş elinde.
bıraktığım yerden beri yaşamayı.
keşkeler dedirtir bana
günler oncesinden boğazıma takılıp kalmış
ifadesizleşen özlem yalanlarında.
ve..
düşünceler çıkmaza girdiğinde
pembeden koyuya giden hayallerle
nedenini bilmediğim bir borcu ödemek zorunda
kadere.
oyuncak olmuş sevgi.
dile düşmüş yere düşer gibi
düşünülmemişte acıtırmı acaba diye.
verilen sözlere sığınıp kaçma çabasından
ve göz göre göre yabancılaşan
acıta acıta hiç umursamadan beni.
halbuki çokta değil bir ayın yarısı kadar olmadı
kokunu içime çekeli
tenini tenime deydireli.
şimdi sorarım şarkılar misali
kelimeler gıyabında tek tek.
oyuncak olmuş sevgi.
kararsız kalmış öss tercihi gibi
papatyadan yaprak kopara kopara
acıta acıta fallara sığınıp
üçe beşe,birkaç saatlik
yasaklı sessizliğe gebe.
ve heleki pişmanlık çelişkisinde
yanlışlarının tek doğruyu götürdüğü
uyanılamayan uykularda.
oyuncak olmuş sevgi.
ben son sevdiğimden beri.
cevapsız kalan mesajlar misali
umarsız olmuş.
sessizlikten sessizliğe fark yaratan gecelerde.
dünden bügüne değişen tek bir bedende
kırdığının camdan hatta candan olduğunu
görmek,hatta bilmek bile istemezcesine.
oyuncak olmuş sevgi.
sözde sözler söyleyen dudaklarda.
maskeler takıpta yalanlar söyleyenden farksız,
onlardan biri olma yolunda ona.
ve aksine bir bakışa can verecek bu bedene.
hatta inadına haykırmak istercesine
seni seviyorum diye.
onca şeyden geçmiş bu kalbimle
şimdi..
kolumda saatim,tarihi 1 gün daha atarken
tek dilek fısıldarken kendi kendime
yine hüzün veren klarnet,bir hayal
ve o üç harfi bekleyen kendimle...
oyuncak olmuş sevgi.
senin menekşe gözlerinde!
Özgün Memed Turan
"miyadı geçmişte olsa bu satırların burada yeri var yinede"
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)