ikibin, sekizi ve dokuzu ..
sekizi geride bırakıyorum.ilk kez bir sekiz geride kalıyor ve kalacak diye garip bir huşu var içimde.
sekiz diyip bağırıma bastığım ne varsa tüm dikenleri ve hançerleriyle gelmiş meğer koşa koşa.bazısıda savaş baltalarını kuşanmıştı hatta.savaşmayıp sevişelim desemde nafile oldu tabi.
çok şey götürdü sekiz giderken belkide çok şeyde getirdi ve belkide hala kazanılan tecrübe puanları var hayata dair hayatımda,yaşamımda.dileklerim oldu,olmuştu sekize dair sekizin içinde sekizle,sekizden..sekiz kere görmeden kaybettiğim,sekiz kere öpmeden ayrıldığım,sekiz kere sevmeden kızdığım sekize ise bir sitem..elveda sekiz şimdi next level...
dokuz geliyor bir kaç saat sonra yanımda olur tahminen.ellerinde çiçekler kapımda kardan donmuş bir halde gelecektir muhtemelen hatta.ve garip kutlamalar eşliğinde ağızlarda benim adımı anarak.
ben ise daha sekizi atlatamadan dokuzun şokunu nasıl telafi ederim oda bir muamma.neyse dokuz gelsin hemde güzel gelsin çok güzel gelsin.sekizin yüzünden bir hayır görmeden kıçını dönüp giderken en azından dokuz gayet karşımdan dümdüz bir halde geliyor bunada şükür.
tabi beklentileride dokuza yükleme arifesindeyim bende.birazda dokuz yorulsun noel baba misali umutları taşıyan bir çuvalı sırtlayıp.ben kendim yürürüm yeterki o çuvalı taşısın.yol yakınken dönmekte var ama yollarda karlı şimdi git gel zor.telefonum yanımda zaten acil durumlar ve özlemler adına ekranı hazır kıta nöbette.
dilerim..diledim..ikibindokuz...
Özgün Memed Turan
31 Aralık 2008 Çarşamba
25 Aralık 2008 Perşembe
gecenin sesi,sessizliği olmuşken en yakın dost,
düşüncelerden sıyrılıp bir adım bile olsa derin bir nefes alma isteğiyle döndüm arkamı ardıma.
sekiz dedim kendi kendime..tam sekiz..iki tane koca sıfır beraberken yarattıkları sekiz "8",
iki adet üçün birleşip çiftleşip oluşturdukları aşkın adı sekiz...
hüzünlendim sekize..ne gariptir en kutsal saydığım ve sevdiğim,
hem bana veren hem benden alan olmuşken hüzünlendim.
garip avuntuların bittiği bir anda farkındalığımın farkında,
yokluk,yoksunluk,yok sun luk.. yoksun..
kapadım gözlerimi son bir dilekle uyku duasında,
O dedi bana o dedim ona,hele o ilk deneme gelmişken tam gözlerimin önüne,
bir tuhaf ağırlık çökmüşken yüzüme,
güvensizlik meselesini bile geçmişken,hatta umudu bile bırakmışken tuvalette,
şimdi gelde uyu hadi.
lanet olsun..!!
Özgün Memed Turan
düşüncelerden sıyrılıp bir adım bile olsa derin bir nefes alma isteğiyle döndüm arkamı ardıma.
sekiz dedim kendi kendime..tam sekiz..iki tane koca sıfır beraberken yarattıkları sekiz "8",
iki adet üçün birleşip çiftleşip oluşturdukları aşkın adı sekiz...
hüzünlendim sekize..ne gariptir en kutsal saydığım ve sevdiğim,
hem bana veren hem benden alan olmuşken hüzünlendim.
garip avuntuların bittiği bir anda farkındalığımın farkında,
yokluk,yoksunluk,yok sun luk.. yoksun..
kapadım gözlerimi son bir dilekle uyku duasında,
O dedi bana o dedim ona,hele o ilk deneme gelmişken tam gözlerimin önüne,
bir tuhaf ağırlık çökmüşken yüzüme,
güvensizlik meselesini bile geçmişken,hatta umudu bile bırakmışken tuvalette,
şimdi gelde uyu hadi.
lanet olsun..!!
Özgün Memed Turan
24 Aralık 2008 Çarşamba
21 Aralık 2008 Pazar
İki gün önce yazarken çalan piyano yine,
haftalik kestiğim seyrek sakalimin hissi avcumda gözlerimi kapadım.
sabahı ettim yine bu sefer düşünceler biraz farklı,
biraz umut var,biraz yeşil ve biraz pembe bulutlar bu sabah mavileşen gökyüzünde.
yağmur bile bu sefer daha anlamlı ince ince,
zorla uzattığım saçlarımın telleri avcumda gözlerimi açtım.
birkaç söz birkaç cümle anlam kazanmış akıp giden su gibi yanımdan yürürken.
gecenin karanlığı mora çalmış kaçmak istercesine,
ve bir acaba daha mı?
Özgün Memed Turan
haftalik kestiğim seyrek sakalimin hissi avcumda gözlerimi kapadım.
sabahı ettim yine bu sefer düşünceler biraz farklı,
biraz umut var,biraz yeşil ve biraz pembe bulutlar bu sabah mavileşen gökyüzünde.
yağmur bile bu sefer daha anlamlı ince ince,
zorla uzattığım saçlarımın telleri avcumda gözlerimi açtım.
birkaç söz birkaç cümle anlam kazanmış akıp giden su gibi yanımdan yürürken.
gecenin karanlığı mora çalmış kaçmak istercesine,
ve bir acaba daha mı?
Özgün Memed Turan
20 Aralık 2008 Cumartesi
kavgada ağzın burnun patlamış,
hala "asıl siz birde onu görün" söylemlerinde...
ne güzel özeti oldu aşk sonrasının güzel abilerin dilinde.
gözlerimi kapadım dönerken eve,
tıkalı köprü,ışıkları al al yağmurlu,ıslak şeritlerden yansırken yüzüme.
nefesi özlediğim anlardan tamda o sıra,
özlemini çektiğimin sorgusu düşümde,kapalı gözlerimin karanlığında.
sen kendini,ben kendimi kandırmaktan vazgeçmemişiz,
kimbilir kaçıncı git gellerin içinden geçerken bir arkaya dönüp bakışların hayalinde.
uzanan ellerimizi kim bilir kaç kere geri çekipte gurur demişiz adına.
güldüğünü sandığımız dudaklarımızı kandırabilmişmiyiz?
ruhumuz inkarın aslını çizerken içimize gün be gün,çizik çizik.
mahkumiyet ve esaret benzeri bir özgürlük anlayışına yenik,
ve bahaneler türetilmeye gebe fütürsüz gecelerde..
kapadım gözlerimi verdiğim nefes nefese karışırken buharında sıcaklığımın,
havanın soğukluğu kadar gerçek bir yalnızlık hakim tümden.
geçtiğim tüm kalabalıkların içinde bile.
sonunda geldim eve,kendi kendimi gömüp sabahına yeniden dirilmeye...
Özgün Memed Turan
hala "asıl siz birde onu görün" söylemlerinde...
ne güzel özeti oldu aşk sonrasının güzel abilerin dilinde.
gözlerimi kapadım dönerken eve,
tıkalı köprü,ışıkları al al yağmurlu,ıslak şeritlerden yansırken yüzüme.
nefesi özlediğim anlardan tamda o sıra,
özlemini çektiğimin sorgusu düşümde,kapalı gözlerimin karanlığında.
sen kendini,ben kendimi kandırmaktan vazgeçmemişiz,
kimbilir kaçıncı git gellerin içinden geçerken bir arkaya dönüp bakışların hayalinde.
uzanan ellerimizi kim bilir kaç kere geri çekipte gurur demişiz adına.
güldüğünü sandığımız dudaklarımızı kandırabilmişmiyiz?
ruhumuz inkarın aslını çizerken içimize gün be gün,çizik çizik.
mahkumiyet ve esaret benzeri bir özgürlük anlayışına yenik,
ve bahaneler türetilmeye gebe fütürsüz gecelerde..
kapadım gözlerimi verdiğim nefes nefese karışırken buharında sıcaklığımın,
havanın soğukluğu kadar gerçek bir yalnızlık hakim tümden.
geçtiğim tüm kalabalıkların içinde bile.
sonunda geldim eve,kendi kendimi gömüp sabahına yeniden dirilmeye...
Özgün Memed Turan
nedir ki senin yada sizlerin umut diye bahsettiğiniz geçipte karşıma?
şarkı,türkülermi fıkır fıkır ettiren ağzınızdaki ciklet tadında.
peki ya tadı kaçtığında?
damla sakızı misali kokusundan ziyade ne kalırki geriye?
hangi sıfatla var yada hangi isimle ve cisimle tutulabilirki elde,bedende ve ruhta?
en yalnız anlarında bile bir mesaj atsam cevap gelirmi diye düşünüyorsan hala....
nedirki senin yada sizlerin bana sadece tek renk pembe ile çizmeye çalıştığınız tablo?
1 bardak 2 bardak derken 1 şişe ve gerisi şarabın kırmızısından,
bir müzik bir melodi sessiz sessiz;sözlerini bildiğim ama söylemediğim.
yak bi sigara be!
ha öyle ölmüşüm ha böyle...
çok mu karamsar geldi karanlıklar sana?
hiç mi bakmazsın aynaya,aynana,aynalarına her 24 saatin diğer 24 saatlere gebe kaldığı anlarda?
yıldızlı pekiyilerin zamanı tükeneli çok olmuşken bu kavga hemde,
vuruşlardan ziyade,vurulmakla geçen.
vuruldukçada güçlendiren,güya güçlendiren.
peki nedir hani umut denilen şey?neden cevabı yok hala?
Özgün Memed Turan
şarkı,türkülermi fıkır fıkır ettiren ağzınızdaki ciklet tadında.
peki ya tadı kaçtığında?
damla sakızı misali kokusundan ziyade ne kalırki geriye?
hangi sıfatla var yada hangi isimle ve cisimle tutulabilirki elde,bedende ve ruhta?
en yalnız anlarında bile bir mesaj atsam cevap gelirmi diye düşünüyorsan hala....
nedirki senin yada sizlerin bana sadece tek renk pembe ile çizmeye çalıştığınız tablo?
1 bardak 2 bardak derken 1 şişe ve gerisi şarabın kırmızısından,
bir müzik bir melodi sessiz sessiz;sözlerini bildiğim ama söylemediğim.
yak bi sigara be!
ha öyle ölmüşüm ha böyle...
çok mu karamsar geldi karanlıklar sana?
hiç mi bakmazsın aynaya,aynana,aynalarına her 24 saatin diğer 24 saatlere gebe kaldığı anlarda?
yıldızlı pekiyilerin zamanı tükeneli çok olmuşken bu kavga hemde,
vuruşlardan ziyade,vurulmakla geçen.
vuruldukçada güçlendiren,güya güçlendiren.
peki nedir hani umut denilen şey?neden cevabı yok hala?
Özgün Memed Turan
17 Aralık 2008 Çarşamba
tek başına izlenen aşk filmi kadar anlamlıydı yalnızlık,
ekrandaki seviş sahneleri hatta sevişmeler kadar gerçekti,
ve dökülen gözyaşları kadar ıslaktı akan yaşlar su tadında tuzdan uzak.
arkada çalan piyanonun titrek sesi ve güya duygusal sözler,
ve klasik geri dönüşler sadece filmlere özgü ve filmlerde kalmış.
süper kahraman edasıyla uçup gidemiyor insan sırf sevdiği yaşasın diye,
iyileşmiyor yaralar uzaklaşıp kaçtıkça aksine.
cesaretle ve tüm asi maskeleri takıp takıştırıp "beeeennnn" diye bağırmak,
ama ne için bile olduğunu bilmeden,
hatta kendi kıçını bile kurtarmaktan acizken,
aşkamı kalmış dünyayı kurtarmak?
tek başına izlenen aşk filmi kadar anlamlı bu gece,
gözümden akması gereken yaş ama uyku geliyor,
ve tuhaf bir hüzün ve huzur karmaşası.
nasılsa yaralıydım ve ölüyordum ve burada gecenin karanlığında,
yaraları sarıp iki sahne sonra yeniden tüm gücümle atılamayacağım,bir gerçeklikte hayat!
anlamadığım bir dilin romantizmi var gecede,
üstümde yırtık pırtık giysilerim bile varken klavyeliği esirgemeyen bana,
boş yere sevgi sözcükleri savurmayan.
artık filmlerde bile sevi sözcükleri duymazken,
ankara misket tadında eğlenceli gelirken bazılarına sevgi.
tek başına izlenen bir aşk filminin anlamı kadar yalnızlık,
güzel bir ten ve eşine eşlik eden bir ten daha kaosunda.
yeter!
ilk telefon klubesine grip beremi gözlerime kadar çekip,
klubeden çıkıp...
çekip gitsem kahramanca değil,insanca!
kurtarsam..
aşkı ve dünyayı kurtarmadan önce kendimi bu lanet dipten..
ve bunlar olurken; adamların ısısına yada kadınların kıçına baksın herkes,
akıtılan gerçek gözyaşları ve kaybedilen bu yaşamın hayat savaşına aldırmaksızın.
tek başıma izledim aşk filmini bu gece,
tek başıma uzandım yatağıma ve bu sefer sadece uyumayı düşünerek,huzurla.
Özgün Memed Turan
ekrandaki seviş sahneleri hatta sevişmeler kadar gerçekti,
ve dökülen gözyaşları kadar ıslaktı akan yaşlar su tadında tuzdan uzak.
arkada çalan piyanonun titrek sesi ve güya duygusal sözler,
ve klasik geri dönüşler sadece filmlere özgü ve filmlerde kalmış.
süper kahraman edasıyla uçup gidemiyor insan sırf sevdiği yaşasın diye,
iyileşmiyor yaralar uzaklaşıp kaçtıkça aksine.
cesaretle ve tüm asi maskeleri takıp takıştırıp "beeeennnn" diye bağırmak,
ama ne için bile olduğunu bilmeden,
hatta kendi kıçını bile kurtarmaktan acizken,
aşkamı kalmış dünyayı kurtarmak?
tek başına izlenen aşk filmi kadar anlamlı bu gece,
gözümden akması gereken yaş ama uyku geliyor,
ve tuhaf bir hüzün ve huzur karmaşası.
nasılsa yaralıydım ve ölüyordum ve burada gecenin karanlığında,
yaraları sarıp iki sahne sonra yeniden tüm gücümle atılamayacağım,bir gerçeklikte hayat!
anlamadığım bir dilin romantizmi var gecede,
üstümde yırtık pırtık giysilerim bile varken klavyeliği esirgemeyen bana,
boş yere sevgi sözcükleri savurmayan.
artık filmlerde bile sevi sözcükleri duymazken,
ankara misket tadında eğlenceli gelirken bazılarına sevgi.
tek başına izlenen bir aşk filminin anlamı kadar yalnızlık,
güzel bir ten ve eşine eşlik eden bir ten daha kaosunda.
yeter!
ilk telefon klubesine grip beremi gözlerime kadar çekip,
klubeden çıkıp...
çekip gitsem kahramanca değil,insanca!
kurtarsam..
aşkı ve dünyayı kurtarmadan önce kendimi bu lanet dipten..
ve bunlar olurken; adamların ısısına yada kadınların kıçına baksın herkes,
akıtılan gerçek gözyaşları ve kaybedilen bu yaşamın hayat savaşına aldırmaksızın.
tek başıma izledim aşk filmini bu gece,
tek başıma uzandım yatağıma ve bu sefer sadece uyumayı düşünerek,huzurla.
Özgün Memed Turan
13 Aralık 2008 Cumartesi
İçtiğim rakının tadındaydın dün gece,
Hemen sonra bir soğuk su içilirya ardından onun gibi bu hikayeye dair.
Dostlar sofrasında bir artı bir eksi ve gülüşler yanıbaşımda,
Yüzümde bir tebessüm ama baktıklarında bir hüzün var gözlerimde.
Herkesin bir anısı,bir acısı var dilinde,
Her lokma zehir oluyor düşündükçe bizimde bir anı oluşumuzu,
Sessizliğimi bozduğum kelimeler "bazan çok" oluyor ve susuyorum yeniden.
Çektiğim her nefesindeydin siyah sigaramın dün gece,
Yavaş yavaş öldürdüğünü bile bile.
Cenazesini düşündüm bunca şeyin.
Eksikliğinde yürürken meftalara selam ede ede,
Karaca Ahmet simalarında bir sarı ararken eve dönmek adına.
Verdiğim soluklarda tükendi tükenmişlik,
Nefes nefese olduğumu düşünüp bir sızı girdi soluma ve sağda bir uyuşma.
"Bilirsin..."dedim kendi kendime fısıldayarak.
Dostum sordu "ne dedin?"diye,
Selam ediyorum meftalara birgün kavuşmak dileğiyle diyebildim...
Kapının kilidinden çıkan her tıkırtıda sen vardın,
Geliş ve gidişlerine dair açılıp kapanışlarla.
Merdivenin basamaklarından çıkarken o solda uyunup sağdan yürünmeyen odama,
Ve girerken tam içeri çelimsizliğini anımsatan aynanın üstünde giysilerim,
Başımı koydum ve bir küfür savurdum o kendinden bile kaçan kendi kendisine.
Aldım elime o hep yazdığım kırmızı kalemi ve kara kaplı defteri,
Manasız geldi kelimeler düşündükçe bu sefer biraz daha.
Özgün Memed Turan
Hemen sonra bir soğuk su içilirya ardından onun gibi bu hikayeye dair.
Dostlar sofrasında bir artı bir eksi ve gülüşler yanıbaşımda,
Yüzümde bir tebessüm ama baktıklarında bir hüzün var gözlerimde.
Herkesin bir anısı,bir acısı var dilinde,
Her lokma zehir oluyor düşündükçe bizimde bir anı oluşumuzu,
Sessizliğimi bozduğum kelimeler "bazan çok" oluyor ve susuyorum yeniden.
Çektiğim her nefesindeydin siyah sigaramın dün gece,
Yavaş yavaş öldürdüğünü bile bile.
Cenazesini düşündüm bunca şeyin.
Eksikliğinde yürürken meftalara selam ede ede,
Karaca Ahmet simalarında bir sarı ararken eve dönmek adına.
Verdiğim soluklarda tükendi tükenmişlik,
Nefes nefese olduğumu düşünüp bir sızı girdi soluma ve sağda bir uyuşma.
"Bilirsin..."dedim kendi kendime fısıldayarak.
Dostum sordu "ne dedin?"diye,
Selam ediyorum meftalara birgün kavuşmak dileğiyle diyebildim...
Kapının kilidinden çıkan her tıkırtıda sen vardın,
Geliş ve gidişlerine dair açılıp kapanışlarla.
Merdivenin basamaklarından çıkarken o solda uyunup sağdan yürünmeyen odama,
Ve girerken tam içeri çelimsizliğini anımsatan aynanın üstünde giysilerim,
Başımı koydum ve bir küfür savurdum o kendinden bile kaçan kendi kendisine.
Aldım elime o hep yazdığım kırmızı kalemi ve kara kaplı defteri,
Manasız geldi kelimeler düşündükçe bu sefer biraz daha.
Özgün Memed Turan
6 Aralık 2008 Cumartesi
Ya toprağınsın ya benim!
Demiştim demesine "sen O'sun-ben O'sun" dediğimizde,
Hani işin boku inanmıştımda içten içe.
Şimdi kahkahalar arasında "senin kadar kimse sevmiyor Anne!" derken şarkı,
gülmektenmi dolar gözler,ağlamaklımı olur?
Kazısam taşlara,topraklara,dağlara,yazsam adını,
Sadece filmlerde olur o büyük aşklar ve tabiki arayıpta buluşlar,
Bunuda bildiğim halde hani..inanmıştım be!
Uzaydan,1 milyon yıl öncesine gider bazısı,
Bazısıda taximden kadıköye gelmezken,
Dünyadan selam olsun aşka!
"Eller kadir kıymet bilmiyor Anne!"
Ağlamak için Ankara-İstanbul yaparken,
Sevipte sevilmek için Kartal-Pendik yapmayana isyan.
"Bir göz oda tutup yaşarız,bakarız keyfimize,
Hemen git gelde sarılayım boynuna,
Çekeyim kokunu içime " sözleri..
Sadece cep telefonunun ekranında ya da sinema perdesindeymiş "Anne!"
Ben entrikaları sadece pembe dizilerde olur sanarken,
Meğer girmiş koynuma,bulaşmış kokusu yastığıma.
Birde itiraf etmiş,geçip karşıma.
"Sen bilemezsinki" diyip çekip gitmeye benzemiyor,
"Arkadaşız sadece" demek;daha az ayıp olsun diye,zorunlu.
Neyseki film kadar güzel değildide,
Film icabı "iş arkadaşıyız"denmedi!
"Suçumu bağışla sarıl boynuma,biz bize yaşarken geldik oyuna!
Eller kadir,kıymet bilmiyor Anne! Senin kadar kimse sevmiyor Anne!"
İçimden haykırdım ama yine kahkalar vardı salonda,
"Ya toprağınsın ya benim!"
Sen küllerini savururken oyun niyetine aşkın,
Toprak olsa ne yazar,Benim olsa ne?
Uzun uzun düşünmek yetmez yetmesine,
Bir hayır dileğide kesmez beni,
Çil çil,yeşil yeşil,derken mavi hatta,
Menekşe kokusundaydı hergün sulardım solmasından korkarak.
Gözümden iyi bakardım gözlerine,
Hatta kalbimi emanet edipte gitmeyi düşünürken,
Anladım bir emanet kasası bile daha sağlammış,
Sakınıpta saklamak,saklanmak için!
"Rastlarsa gözlerin yaşlı yavruna,suçuna bağışla sarıl boynuna Anne!..."
Eller filmlerde ıssız ıssız ağlaya dursun,
Terketmeden terkedip giden duysun..
Duysun içine attığı hıçkırıklarını,o sessiz haykırışlarını,
Gelipte bir çift güzel söz edemeden,
Kendini bile silip gitmeye kalksın satırlarından.
"Baykuşlar cennetinde huzur?"
"Ya toprağınsın ya benim!!
Demiştim demesine "sen O'sun-ben O'sun" dediğimizde,
Ama şimdi anladımki sen çok topraklar,
Çok eller,çok benler geçirmişsinde...
Geçmişsin..
Yol üstündeki bir büfeden alınmış,
Kurumuş dudaklarını ıslatan,
Bir küçük su'dan fazlası değilmiş bu!!
Uykusuz,benimki kadar çökmüş gözlerinle sevişirken,
En uyumuş,en güzel gözlerinden hasret,
Bir sarıya atlayıp gelmek kadar kolayken hemde!
Bilmesem kanardımda aslında..
Elinde telefon eskileri kurcalarken bozdun belkide?
Her çalışında gitti geldi aşk filmi.
Sağanak yağmurda giden görüntü misali.
Baktımda şimdi hatıralar ve bir pembe şemsiye kalmış,
Gece 4,gece 5..
Uykusuz uykularımdan uyandım,
İçimide çektim ama nafile yine ve anlamsız bir boşluk....
"Bir yar için hemde Anne!"
Özgün Memed Turan
Alıntılar: Kibariye - Annem.mp3
Demiştim demesine "sen O'sun-ben O'sun" dediğimizde,
Hani işin boku inanmıştımda içten içe.
Şimdi kahkahalar arasında "senin kadar kimse sevmiyor Anne!" derken şarkı,
gülmektenmi dolar gözler,ağlamaklımı olur?
Kazısam taşlara,topraklara,dağlara,yazsam adını,
Sadece filmlerde olur o büyük aşklar ve tabiki arayıpta buluşlar,
Bunuda bildiğim halde hani..inanmıştım be!
Uzaydan,1 milyon yıl öncesine gider bazısı,
Bazısıda taximden kadıköye gelmezken,
Dünyadan selam olsun aşka!
"Eller kadir kıymet bilmiyor Anne!"
Ağlamak için Ankara-İstanbul yaparken,
Sevipte sevilmek için Kartal-Pendik yapmayana isyan.
"Bir göz oda tutup yaşarız,bakarız keyfimize,
Hemen git gelde sarılayım boynuna,
Çekeyim kokunu içime " sözleri..
Sadece cep telefonunun ekranında ya da sinema perdesindeymiş "Anne!"
Ben entrikaları sadece pembe dizilerde olur sanarken,
Meğer girmiş koynuma,bulaşmış kokusu yastığıma.
Birde itiraf etmiş,geçip karşıma.
"Sen bilemezsinki" diyip çekip gitmeye benzemiyor,
"Arkadaşız sadece" demek;daha az ayıp olsun diye,zorunlu.
Neyseki film kadar güzel değildide,
Film icabı "iş arkadaşıyız"denmedi!
"Suçumu bağışla sarıl boynuma,biz bize yaşarken geldik oyuna!
Eller kadir,kıymet bilmiyor Anne! Senin kadar kimse sevmiyor Anne!"
İçimden haykırdım ama yine kahkalar vardı salonda,
"Ya toprağınsın ya benim!"
Sen küllerini savururken oyun niyetine aşkın,
Toprak olsa ne yazar,Benim olsa ne?
Uzun uzun düşünmek yetmez yetmesine,
Bir hayır dileğide kesmez beni,
Çil çil,yeşil yeşil,derken mavi hatta,
Menekşe kokusundaydı hergün sulardım solmasından korkarak.
Gözümden iyi bakardım gözlerine,
Hatta kalbimi emanet edipte gitmeyi düşünürken,
Anladım bir emanet kasası bile daha sağlammış,
Sakınıpta saklamak,saklanmak için!
"Rastlarsa gözlerin yaşlı yavruna,suçuna bağışla sarıl boynuna Anne!..."
Eller filmlerde ıssız ıssız ağlaya dursun,
Terketmeden terkedip giden duysun..
Duysun içine attığı hıçkırıklarını,o sessiz haykırışlarını,
Gelipte bir çift güzel söz edemeden,
Kendini bile silip gitmeye kalksın satırlarından.
"Baykuşlar cennetinde huzur?"
"Ya toprağınsın ya benim!!
Demiştim demesine "sen O'sun-ben O'sun" dediğimizde,
Ama şimdi anladımki sen çok topraklar,
Çok eller,çok benler geçirmişsinde...
Geçmişsin..
Yol üstündeki bir büfeden alınmış,
Kurumuş dudaklarını ıslatan,
Bir küçük su'dan fazlası değilmiş bu!!
Uykusuz,benimki kadar çökmüş gözlerinle sevişirken,
En uyumuş,en güzel gözlerinden hasret,
Bir sarıya atlayıp gelmek kadar kolayken hemde!
Bilmesem kanardımda aslında..
Elinde telefon eskileri kurcalarken bozdun belkide?
Her çalışında gitti geldi aşk filmi.
Sağanak yağmurda giden görüntü misali.
Baktımda şimdi hatıralar ve bir pembe şemsiye kalmış,
Gece 4,gece 5..
Uykusuz uykularımdan uyandım,
İçimide çektim ama nafile yine ve anlamsız bir boşluk....
"Bir yar için hemde Anne!"
Özgün Memed Turan
Alıntılar: Kibariye - Annem.mp3
3 Aralık 2008 Çarşamba
Yorgundum evet!Senin bile dudaklarına deyecek kadar yorgun hemde.
Kalpsizin kalbi oldugunu hissetirecek kadarda gerçektim.Anlamışsındır...
Kırışıklar vardı yüzümde,gözümde.Özellikle mutluluktan güldüğümde çıkardı o kimsenin bilmediği gamzelerim.Çillerim vardı aynı senin gibi ama sen onları göremedin çünkü güneşte çıkarlardı.Sen bir yağmurla geldin bir yağmurla gittin çünkü.Benim Sol kolum bir kere uyuştu sen diye kalbim teklerken,Sağ kolumsa bilirsin işte..Bildiğin tek şeyin bu olmamasına ise üzülüyorum en çok.Kupkurumuş senelerin nemlendiremediği toprakları nemlendirmiştin sen hatırlarsın.Gözlerinde "sen" gözlerimde "sen" ama sanki bir garipti bu hep "sen" olma durumu.
Yorgundum evet!Senin bile durup düşünebildiğin kadar hemde.Beyaz ekrandakinden farklı,daktilo sesi çıkarmadan yazılan sahte yazılar niteliğinde birşey olduğuna inandırdın beni aşkın.Aşkın evet..boşversene ciklet olmuş kelimeler değildi sanki kalemine deyecek olan ve tabiikide sende deydirmedin!Türküler dinleyecek kadar insanken alfabesini bile bilmediğin dilin kelimelerinde gezinirdin ben türküler söylerken.Duyduğunu sanmıyorum ya!
İnceciktin,incelikten uzak beni bile kırabildin nihayetinde.Bumuydu be huzur?Bumuydu ilk bakışın bedeli?Acıta acıta acıya acıya hiç çıkmaz olmuş kurşun bağrımdan,bağrından...
Neden?Neden bir kerede sen "sen" olarak bırakıpta atamadın bir kenara o taşımakta ısrar ettiğin anlamsız yüklerle dolu çantayı..derken ve tamda seni düşünüp senin için yazıverirken çıka geldin aniden.Şimdi evet..
Yorgundum evet!bana biran olsun "sen"i bile bırakıp yazabilecek kadar seni sen yapabilecek kadar hemde.Anlamışmıydın acaba bu yokluğun ikimiz için olduğunu ve herşey yitmeden anlaşılırmıydı değeri az bulunur ender rastlanırın?Yazıyorum sadece şimdi bölündü aklım paramparça kalbim kadar olmasada gelen bir mesaj yetti.Şarkıda diyorki en az benim kadar hüzünlü:"öyle bir dem ki ruhum-hiç olayım derken meğer hep olmuşum-kelam edip dertleşip nağmelerle-sanada sebep olmuşum-bu dem! Var git sor halim nedir-ben olayım derken "sen" olmuşum-derdi canım söyleyip gezerken-sanada sebep olmuşum!"
Der ama sebep olabilmeyi bile başaramazken ben bilmediğim bu yollarda kaybolurken,Sen oradan nasıl görebilirsinki daha hemen yanıbaşımda göremezken?Alışamıyorum evet artık saklamıyorumda bunu kendimden bile.Bu birdi-ilkti-tekti ve umarım sonuncusu olur demekten alamıyorum kendimi malesef.Birde keşke var dilimde,dilinde o pek sık bahsettiğimiz ve malesef benim çok sevdiğim o 3 harfli kelime yerine nefret ettiğim 3 harfli kelimeyi söylemek zorunda kaldığım yazılar var ortada.Sevgiden bahsetmek kolaydı ama hic düşünüldümü gerçekten sevebileceğin,sevebileceğim ve sevebileceğimiz?Vazgeçmekmi gerek?Dümdüz yollarda koşabilirdim evet ve suratımı kesen ankara soğuğunda hissetmek gibimi hayali hayaller?
Suskunluğumu yenip bir haykırsam karşıki dağlar duyarmı demeliyim şuan yoksa yutkundum sevdamı ve devam ettim yazmaya sırf beni anlayan sen değil ama birileri ağlasın diyemi.. (!)
Sarpa sararken herşey ve yeniden alışırken yalnızlığıma(hani o bilindik yer hep durduğum ve beni en son bırakıp giderken bıraktığın yer) şimdi bırakıp gitme sırası kimde? Kaç kere ölürki bir insan ve kaç kere vurabilirsin 8 kurşun varken ve bitmişken şarjöründe?VURDA ÖLEYİM! Yüzüme bak ama ne olur.Tam gözlerimin içine ve bari bu sefer gör şu alnıma kattığın kırışıkları ve gözlerimin kenarlarını...
Yorgunum evet!Başını omzuma koyupta başa dönmeyi düşündürecek kadar seni hemde!ve Yorulmuşsun sende bazan uzun uzun düşünebilecek kadar geçen günleri,geçirdiğimiz günleri,yaşananları ve yaşanamayanları..birde iyi geceler demezmisin bana!!! İYİ? sorsana baykuşlara benim gecelerim iyimi?beni geçtim senin gecelerin iyimi?Cenneti ben yaşarken sende, bana haram görene sorsana birde?Ayna ayna desene...
Benim filmimde böyle işte...
Özgün Memed Turan
Kalpsizin kalbi oldugunu hissetirecek kadarda gerçektim.Anlamışsındır...
Kırışıklar vardı yüzümde,gözümde.Özellikle mutluluktan güldüğümde çıkardı o kimsenin bilmediği gamzelerim.Çillerim vardı aynı senin gibi ama sen onları göremedin çünkü güneşte çıkarlardı.Sen bir yağmurla geldin bir yağmurla gittin çünkü.Benim Sol kolum bir kere uyuştu sen diye kalbim teklerken,Sağ kolumsa bilirsin işte..Bildiğin tek şeyin bu olmamasına ise üzülüyorum en çok.Kupkurumuş senelerin nemlendiremediği toprakları nemlendirmiştin sen hatırlarsın.Gözlerinde "sen" gözlerimde "sen" ama sanki bir garipti bu hep "sen" olma durumu.
Yorgundum evet!Senin bile durup düşünebildiğin kadar hemde.Beyaz ekrandakinden farklı,daktilo sesi çıkarmadan yazılan sahte yazılar niteliğinde birşey olduğuna inandırdın beni aşkın.Aşkın evet..boşversene ciklet olmuş kelimeler değildi sanki kalemine deyecek olan ve tabiikide sende deydirmedin!Türküler dinleyecek kadar insanken alfabesini bile bilmediğin dilin kelimelerinde gezinirdin ben türküler söylerken.Duyduğunu sanmıyorum ya!
İnceciktin,incelikten uzak beni bile kırabildin nihayetinde.Bumuydu be huzur?Bumuydu ilk bakışın bedeli?Acıta acıta acıya acıya hiç çıkmaz olmuş kurşun bağrımdan,bağrından...
Neden?Neden bir kerede sen "sen" olarak bırakıpta atamadın bir kenara o taşımakta ısrar ettiğin anlamsız yüklerle dolu çantayı..derken ve tamda seni düşünüp senin için yazıverirken çıka geldin aniden.Şimdi evet..
Yorgundum evet!bana biran olsun "sen"i bile bırakıp yazabilecek kadar seni sen yapabilecek kadar hemde.Anlamışmıydın acaba bu yokluğun ikimiz için olduğunu ve herşey yitmeden anlaşılırmıydı değeri az bulunur ender rastlanırın?Yazıyorum sadece şimdi bölündü aklım paramparça kalbim kadar olmasada gelen bir mesaj yetti.Şarkıda diyorki en az benim kadar hüzünlü:"öyle bir dem ki ruhum-hiç olayım derken meğer hep olmuşum-kelam edip dertleşip nağmelerle-sanada sebep olmuşum-bu dem! Var git sor halim nedir-ben olayım derken "sen" olmuşum-derdi canım söyleyip gezerken-sanada sebep olmuşum!"
Der ama sebep olabilmeyi bile başaramazken ben bilmediğim bu yollarda kaybolurken,Sen oradan nasıl görebilirsinki daha hemen yanıbaşımda göremezken?Alışamıyorum evet artık saklamıyorumda bunu kendimden bile.Bu birdi-ilkti-tekti ve umarım sonuncusu olur demekten alamıyorum kendimi malesef.Birde keşke var dilimde,dilinde o pek sık bahsettiğimiz ve malesef benim çok sevdiğim o 3 harfli kelime yerine nefret ettiğim 3 harfli kelimeyi söylemek zorunda kaldığım yazılar var ortada.Sevgiden bahsetmek kolaydı ama hic düşünüldümü gerçekten sevebileceğin,sevebileceğim ve sevebileceğimiz?Vazgeçmekmi gerek?Dümdüz yollarda koşabilirdim evet ve suratımı kesen ankara soğuğunda hissetmek gibimi hayali hayaller?
Suskunluğumu yenip bir haykırsam karşıki dağlar duyarmı demeliyim şuan yoksa yutkundum sevdamı ve devam ettim yazmaya sırf beni anlayan sen değil ama birileri ağlasın diyemi.. (!)
Sarpa sararken herşey ve yeniden alışırken yalnızlığıma(hani o bilindik yer hep durduğum ve beni en son bırakıp giderken bıraktığın yer) şimdi bırakıp gitme sırası kimde? Kaç kere ölürki bir insan ve kaç kere vurabilirsin 8 kurşun varken ve bitmişken şarjöründe?VURDA ÖLEYİM! Yüzüme bak ama ne olur.Tam gözlerimin içine ve bari bu sefer gör şu alnıma kattığın kırışıkları ve gözlerimin kenarlarını...
Yorgunum evet!Başını omzuma koyupta başa dönmeyi düşündürecek kadar seni hemde!ve Yorulmuşsun sende bazan uzun uzun düşünebilecek kadar geçen günleri,geçirdiğimiz günleri,yaşananları ve yaşanamayanları..birde iyi geceler demezmisin bana!!! İYİ? sorsana baykuşlara benim gecelerim iyimi?beni geçtim senin gecelerin iyimi?Cenneti ben yaşarken sende, bana haram görene sorsana birde?Ayna ayna desene...
Benim filmimde böyle işte...
Özgün Memed Turan
1 Aralık 2008 Pazartesi
Kısacık bir alışkanlığın huzursuzluğu sadece üstümdeki,
Arayışın bittiği sanılarından sonraki yenidenliğe kurulmuş.
Boşluğun dolmaya başlarken yeniden boşalması sadece,
Aptal bir hevesin kurbanı olmuş,kendi kendine isimler konmuş.
Senelerin sonunda gelipte gidenin mutsuzluğu sadece üstümdeki,
Kaybolmuşun bedenimde yolunu buluşuna dair.
Çilli horozun ötüpte zamansız uyandırması sadece,
Gün doğarken gecenin oluşundanda öte değil hani durum.
Uyanılamayan uykulardan sebep geçmişlik sızısında,
İki adımlık yol tek atımlık barut büyürken gözünde aşkın.
Dilimde küfür kıyamet ve alameti kapıma dayanmış hüznün,
İsyandan farkı gözlerim bu sefer dalıp gitmedi,gidemedi nemlenme dualarında.
Dertten ziyade vazgeçmişliği sadece vazgeçememenin bu üstümdeki,
Dumanını üflerken siyah sigaranın dudaklarımda bıraktığı tadı unutmuş,
İçime çektiğim her nefeste varsın-yoksunlar gibi fal misali.
Yaşamaya üşenilen günlerden geçerken yolculuğumda,
Kalbin anısı gülüşlerden yoksun bir kara tren camından baka baka,
Sanki inadına gülümserken gözlerim eşlik eden dudaklarım ağlar.
Ve geri dönüşümün dönüşünün danışıklı dövüşünden başka birşey değil bu!
Özgün Memed Turan
Arayışın bittiği sanılarından sonraki yenidenliğe kurulmuş.
Boşluğun dolmaya başlarken yeniden boşalması sadece,
Aptal bir hevesin kurbanı olmuş,kendi kendine isimler konmuş.
Senelerin sonunda gelipte gidenin mutsuzluğu sadece üstümdeki,
Kaybolmuşun bedenimde yolunu buluşuna dair.
Çilli horozun ötüpte zamansız uyandırması sadece,
Gün doğarken gecenin oluşundanda öte değil hani durum.
Uyanılamayan uykulardan sebep geçmişlik sızısında,
İki adımlık yol tek atımlık barut büyürken gözünde aşkın.
Dilimde küfür kıyamet ve alameti kapıma dayanmış hüznün,
İsyandan farkı gözlerim bu sefer dalıp gitmedi,gidemedi nemlenme dualarında.
Dertten ziyade vazgeçmişliği sadece vazgeçememenin bu üstümdeki,
Dumanını üflerken siyah sigaranın dudaklarımda bıraktığı tadı unutmuş,
İçime çektiğim her nefeste varsın-yoksunlar gibi fal misali.
Yaşamaya üşenilen günlerden geçerken yolculuğumda,
Kalbin anısı gülüşlerden yoksun bir kara tren camından baka baka,
Sanki inadına gülümserken gözlerim eşlik eden dudaklarım ağlar.
Ve geri dönüşümün dönüşünün danışıklı dövüşünden başka birşey değil bu!
Özgün Memed Turan
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)