29 Kasım 2008 Cumartesi

MAVİ GÖMLEK

gözlerimin altı çökmüş az önce farkettim aynadaki bana baktığımda,
yavaşça çıkardım gömleğimi üstümden.o mavi gömlegi...
suyun akışında nameler vardı sanki hatıralar akar,
kapadım gözlerimi,ıslak saçlarım yüzümü örterken karanlık çöktü.
düşüncelerim düşlerime karışırken akıp gitti bedenimden,
sadece bakabildim ağır ağır giderden giderken.
bornozum üstümde tüylerim ürperirken,
soğuyan havayı çektim içime,kokunu çektiğimi düşünürcesine.
kapadım gözlerimi,dudaklarımda buhar,gözlerimde buğular,
anımsadım birden çıkardığım gömlekti aşk,tutup bir kenara atılmış.
gözlerimin altı çökmüş az önce farkettim aynadaki bana baktığımda,
yaşlanmışım bilmeden şimdi önümde arifesi var.
çarşafım buruşuk hala,dünden kalma,o günden.
kafamı koyduğum an yastığıma,yalnızlığım hatırlatan sızı,
özledim aslında itiraf edemesemde ve hatta yediremesemde.
koyun saymak yerine isim sayıklamak gibi uyku gelene kadar,
kendime sakladığım son damlalar kururken üzerimde.
sıkı sıkı yumdum gözlerimi ve de uyanmak istemezcesine daldım,
şimdilerde filmlerde dökülen gözyaşlarını üstüme alırcasına.
tam uykuyla gitgeller olurken kapı çaldı,
gelen postacıdan başkası değildi,yokluk haberleri getiren.
birde elinde birkaç fatura aşkın dönem borcunu gösteren.
gelsin hayat bildiği gibi!vurgunlarıyla,
en derinini görüp geçirmişken ben acıların,
dudaklarımdaki küstah gülümsemeye yenik nasılsa daha gelirken.
gözlerimin altı çökmüş az önce farkettim aynadaki bana baktığımda,
yarını düşündüm.."doğduğum gün,öldüğüm gün.bugün benim doğumgünüm!"
sızladı göğsüm birkac zaman önce yalnız gecelerden birinde başladığı gibi,
sıktım dişlerimi,yumruklarım acıdı,dizlerimde bu sefer başka bir güç.
nefretimle hasretim karışmış,meydan savaşında kayıp sayısı çıkarmakta güç.
dimdik ayaktaydım işte kimse farketmeden kendi savaşımın kumandanı."ben!"
vazgeçip,ısınan suyun buharında anımsadım aşkı,
sabahın en köründe birer sigara eşliğinde içilen kahve tadında.
gülümsedim istemeden,güzel günlerin hatrına,
özlemişim aslında itiraf etsemde engeli nefretimin tellerinde takılı kalmış,
içerken son çayımı,adımlarımı atıp geri geri giderken,
içime çektim dumanında kokusunu,hasret gibi geldi.
saçlarım yüzümü okşarken,anladım aslında kaybedilen savaş değil,
hayatın ve hayatımın en olmaz ama en güzel anlarıydı.
birden telefonumu aradı ellerim,sonra hemen vazgeçtim.
birde akabinde bir siktir çektim kendi kendime.
gözlerimin altı çökmüş aklıma geldide,
döndüm arkamı bildiğim yere,
bulutlu,gri kasvetli günlerden nefret ettiğim gerçeği,
aslında saat 11 de derse yetişme acelesinde geçmişti.
doğduğum gün,öldüğüm gün..gözlerimi kapadım....
ve kendimi buldum mavi gömleğin düğmelerini iliklerken.

Özgün Memed Turan