İçtiğim rakının tadındaydın dün gece,
Hemen sonra bir soğuk su içilirya ardından onun gibi bu hikayeye dair.
Dostlar sofrasında bir artı bir eksi ve gülüşler yanıbaşımda,
Yüzümde bir tebessüm ama baktıklarında bir hüzün var gözlerimde.
Herkesin bir anısı,bir acısı var dilinde,
Her lokma zehir oluyor düşündükçe bizimde bir anı oluşumuzu,
Sessizliğimi bozduğum kelimeler "bazan çok" oluyor ve susuyorum yeniden.
Çektiğim her nefesindeydin siyah sigaramın dün gece,
Yavaş yavaş öldürdüğünü bile bile.
Cenazesini düşündüm bunca şeyin.
Eksikliğinde yürürken meftalara selam ede ede,
Karaca Ahmet simalarında bir sarı ararken eve dönmek adına.
Verdiğim soluklarda tükendi tükenmişlik,
Nefes nefese olduğumu düşünüp bir sızı girdi soluma ve sağda bir uyuşma.
"Bilirsin..."dedim kendi kendime fısıldayarak.
Dostum sordu "ne dedin?"diye,
Selam ediyorum meftalara birgün kavuşmak dileğiyle diyebildim...
Kapının kilidinden çıkan her tıkırtıda sen vardın,
Geliş ve gidişlerine dair açılıp kapanışlarla.
Merdivenin basamaklarından çıkarken o solda uyunup sağdan yürünmeyen odama,
Ve girerken tam içeri çelimsizliğini anımsatan aynanın üstünde giysilerim,
Başımı koydum ve bir küfür savurdum o kendinden bile kaçan kendi kendisine.
Aldım elime o hep yazdığım kırmızı kalemi ve kara kaplı defteri,
Manasız geldi kelimeler düşündükçe bu sefer biraz daha.
Özgün Memed Turan