11 Ocak 2009 Pazar

ne söyleyeceğni bilmeden gezinmek gecenin köründe,
adımlardan başka ses yokken,birde uyumuş birkac sarının şöföründen ziyade.
elin cebinde ve cebindede telefon,gel gitlere gebe.
sakladığın hüznün çıkmış piyasa yapar sanki sana inat vakit bilmeden,
sigarayı içine çektikce lanet edip bırakma düşüncesine sarılırsın birde.
sadece sigarayıda değil hemde.bırakıp ardında kaçmak istercesine bakmadan.
kavga edersin kendi kendine geceyle kazanıp kaybetme endişesi taşımadan,
yitirdiğin şeylerin savaşıdır halbuki yaptığın ama sen daha bilmeyişindesindir.
bildirmeyiş ve bilmek bile istemeyişindesindir.
ne yapacağını bilmeden gezinmek gecenin köründe,
içindeki sesten başka ses yokken ve eve dönüş yolunda kayıpsan gecede.
aklının derinliklerinde,o hep özlediğin ama özlemeye lanet ettiğin düşüncelerle,
garipleşmiş ve artık anlama çabasını bıraktığın korkularınla başbaşa bir yol.
elin cebinde ve cebindede anahtarlar,gerçek iki bekleyenin uyuduğu eve ait,
tuttuğun gözyaşların akmış içine sen yine yüzündeki ağırlıkla kala kalmışsın.
ve son nefesini çekip atmak gibi sigarayı kapıya yönelirken,
bırakıp gidişlerin hesabı,faturası sana acı,hüzün,yalnızlık olarak dönme mutlaklığında.
ışığın aydınlığı kapının üstündeki numaranın,hırsız bedenlere,
seni senden çalamasınlar diye hatırlatır sana neyin ne olduğunu yeniden.
gir evine uyu artık..bırak rüyalar temizlesin birazda kirletilmiş ruhunu derinden.


bu sahneleri yaşamış ve yaşayacak her "insan" a ithafen...

Özgün Memed Turan