27 Nisan 2009 Pazartesi

Belkide...

Anlayamadıklarımı anlamaya çalışıyorum da olamıyor bir türlü,oldurulamıyor.Olasılık hesapları tutmadığı gibi birde elime hesap makinası alıp toplama çıkarmalar yapar oldum artık hayata dair.Küçücük beklentilerin büyüdüğü abuk subuk günler geçip giderken yaşlandığımı farkediyorum her gece ve malesef dilde sevenlerle fiilde eksik olanların arasında yaşamak zorundayım hala.Zorunluluk demişken sırf 4-5 kare çekmek için bile sınır ötesi operasyon yapıcakmış gibi garip kaşeli izinler almayıda anlayamıyorum doğrusu.Haftasonlarını eritir oldum tek başıma.Ya çalışıyorum ya da bekliyorum neyi beklediğimi bile bilmeden.Neyi beklediğimi bildiğim zaman hep bi hayal kırıklığı var çünkü.Belki bir gün bana güncel bir süpriz yapar tadında bir beklentisizlik hakim genele.Dinlediğim müziklerin sözleri bana dost suretindekilerden daha çok dostluk ediyor uzundur ve o hep bahsettiğim üç harfliden bile vazgeçmenin eşiğindeyim artık.Ne farkederki var yada yok.Gerçek ya da yalan.Siyah ya da beyaz.Sen veya ben...
En son bile bile lades olmayı bile kabullendim artık ta kabul edemediğim şeyleri ne yapmak gerek onu bulamıyorum.En sevdiğim ve tek tesellim olan aşk satırları bile uzak geldi bu sefer de yazamadım.Belkide yanlış yola saptım farketmeden son sapakta.Enayilik gibi gelmeye başladı bana sevmek bir süredir yazdıkça düşünüyordum hep.Tutup en kötü satırları okuyup tüm içerikteki o çıkarsız iyilikleri anlamak istemeyenlere neyi niye yazarki insan?Sanırım tükenmemek için verdiğim savaşta artık son piyonları bile oynamak istemeyecek kadar aç ve susuz kaldı yüreğim.Hatta işte satır satır herşeyi yazabilecek kadarda güçlüyüm bir zamanlar nefrete kattığım tüm güzel duygularıma karşı adımlar atabilirken;birilerinin "yaşam" adını taktığı bu abukluk içinde.Sabahın köründe uyanma zorunluluğunda ama onu bile takmıyorum kafama şuan çünkü farksız olacak yarın sabah diğer sabahlar gibi mutsuz ve umutsuz uyan dur.
Umut denen şeyde ayrı bir kolpa.O üç harfli bokluk gibi.Türümün yarattığı pembe polyannacılık oyunlarının pamuk şekeri havasındaki tuhaf hayallerden ibaret belkide.Gülmekmi lazım acaba?
"Abi çok sıkıldım herşeyden" diyenlerden küçük ama büyük temel farklılıklar taşırken zihnimde ve bedenimdeki her anıya dair izlerle,bügüne kadar yaptıklarım ve yapmadıklarımı tartışma programlarına konu diye "ver gitsin be!" edasında.Muhtemelen ilk beş altı satırdan sonra hala okumaya devam edenlerin sordukları gibi bende soruyorum kendime şuan benzer şeyleri.Ve hani bana soruyordunuzya hep "kim bu?" diye.Onu bile cevaplamak istemiyorum artık çünkü ben bir alarm sesinden bile esirgenmişlik içinde çerçeveler sorulurken karelerim için uyanmıştım.Buyrun burdan yakın,ordan oraya atlayan serbest koşucular gibi turlarım beyaz ekranın üstündeki siyah lekelerde.Ama unutmadığım ve her defasında ilk maçına çıkan o tıfıl sporcularla aynı heyecan ve adrenalin yükünde uyanırım.Uyanırımda...siz bile güldünüz dimi buna.Soruyorsunuzya hala bana "kim bu?" diye..varmı ehemmiyeti yokken hakkaniyeti ve yokoluş hikayesinin sayfalarına birer kelime daha eklerken.Anlayamadıklarımı anlamaya çalışmayacağım bu sefer sadece yazıyorum amaçsızca senin saati 1 dolarlık pskoBloguma boşgeldiğini bildiğimden.Merak ediyorum bazıları hayaller kurup ütopyalara taşınırken benimle,gerçekleri yaşadığım farkındamı yaşadığının?Elimde iki as rest çekmesinide bilirim fakat
iyidir parmak tıklamak masaya ve devam etmek sırf şu meraklı gözleri görmeye bile değer çünkü.Düşünsene benim elimde iki as var ve o iki asa sahip olmak isteyenlere inat ben hazırım tekini vermeye hakedene.Hemde yenileceğimi bilsem bile.Üç harfliden uzaklaşırken ve yüzümde tuhaf bir ekşilik varken yazıyorum bu sefer.Neden kaplumbağa hızındaki gider adımlarıma tavşan adımlarıyla gelmezki yakalamacımın ebesi.Ve ebe nerede?Yine dejavu..
Evet pis pis sırıtıyorum bu sefer hatta sigara bile yakmadım.Üstüne birde Arap Şükrü - Sigarayı Bıraktım çalarım birkac gülücük doğsun diye.Sıkıntılardan bile sıkıldım an itibariyle ve yazmayıda terk ediyorum...Kim bu satırlardan ne çıkaracak diye düşünmeden hemde.
Görüşürüz bilare.
Öpücük...

Özgün Memed Turan